Levant’ta Baas: Lübnan, Ürdün ve Filistin Üzerinden Bir İdeolojinin Dolaşımı
Yazan: Selçukhan İsmail Özer 08.03.2026
Levant, Arap dünyasının siyasal hafızasında her zaman özel bir yerde durur. Çünkü bu coğrafya yalnızca devletlerin sınırlarıyla değil, fikirlerin dolaşımıyla, örgütlerin çatışmasıyla ve kimliklerin birbiriyle çarpıştığı alanlarla şekillenmiştir. Arap milliyetçiliğinin modern yüzü, sömürge sonrası devlet arayışı ve Filistin meselesinin ağırlığı Levant’ı sürekli hareketli kılmıştır. Baas düşüncesi de bu hareketlilik içinde biçim buldu. Suriye’de devletleşmiş bir mekanizma olarak ortaya çıktı, Irak’ta sert ve merkeziyetçi bir forma dönüştü, ardından Levant’ın diğer ülkelerinde farklı kollar halinde dolaştı. Lübnan’ın mezhep haritalarında, Ürdün’ün krallık düzeninde ve Filistin mücadelesinin en sıcak anlarında Baas’ın bıraktığı izler hem ideolojinin sınırlarını hem de gücünü anlamak için önemli ipuçları sunar.
Bu bölgenin tarihine bakıldığında, ideolojilerin tutunması için uygun bir zemin görüyoruz. Osmanlı sonrası otorite boşluğu, İngiliz ve Fransız mandalarının bıraktığı kırılgan yapı, şehirleşmiş Arap nüfusunun siyasal arayışları ve Filistin meselesinin bütün bölgeye yayılan ağırlığı Levant’ı siyasal hareketlerin en kolay kök saldığı coğrafyaya dönüştürmüştü. Baas da tam bu zeminde kendine bir alan açtı. Fakat bu yerleşme hiçbir zaman tek bir damardan ilerlemedi. Çünkü Baas’ın Suriye ve Irak’ta ortaya çıkan iki farklı yorumu, Levant’ın bütün siyasal dokusunu ikiye bölmüş ve örgütlerin, milislerin, cemaatlerin hatta öğrenci kulüplerinin bile kimliklerini belirleyen bir rekabete dönüşmüştü.
Suriye Eski Devlet Başkanı (14 Mart 1971 – 10 Haziran 2000) Hafız Esad
Suriye Baası, Levant’ta en baskın çizgiyi temsil ediyordu. Bu çizginin etkisi yalnızca fikirde değil, Lübnan ve Filistin sahasında doğrudan örgütsel ilişkiler üzerinden hissedildi. Levant’taki Suriye Baasına yakın kişiler, Şam’ın siyasal çizgisini Lübnan sahasına taşıyan, örgütün iç savaş yıllarında ayakta kalmasını sağlayan çekirdek kütleyi oluşturdu. Onların varlığı Suriye Baası’nın sadece bir siyaset değil, fiilen bir milis ve örgüt mekanizması olarak da faaliyet gösterdiğini gösterir. Suriye Baasının Levant’taki etkisi Esadlar döneminde daha belirgin bir şekle büründü. Hafiz Esad’ın kurduğu düzen, yalnızca Baas ideolojisinin devlet mekanizmasına yerleştirilmesi değildi aynı zamanda Suriye’nin çevresindeki siyasal alanda kendine bir ağırlık kurma arzusuydu. Lübnan’da milis hatlarıyla, Filistin örgütleriyle kurulan ilişkilerle ve Ürdün üzerinde yarattığı dolaylı baskıyla Esad yönetimi Baas’ı bölgesel bir çizgiye taşıdı. Hafiz Esad bu çizgide sertliğini hiç saklamadı. Devletin otoritesini korumayı Baas ideolojisinin merkezine yerleştirirken, sahadaki ittifaklarını çoğu zaman siyasi zorunluluklar üzerinden kurdu. Beşar Esad da bu düzeni başka bir çağın içinden devraldı. Bölgenin değişen dengeleri Suriye’nin eski gücünü daraltmış olsa bile Baas çizgisinin devlet içindeki yerini koruma arayışı devam etti. Esadların yaklaşımı ne fazla romantikti ne de yalnızca güvenlikten ibaretti. Bu çizgi daha çok Suriye’nin kırılgan coğrafyasında devlet kalabilme mücadelesiyle şekillenen bir pratikti. Bu yüzden Suriye Baası Levant’ta kimi zaman koruyucu bir güç, kimi zaman ise bölgesel bir baskı unsuru olarak algılandı. Esadların yıllar boyunca sürdürdüğü bu denge, Baas’ın Levant coğrafyasındaki en sürekli ve en görünür yüzü haline geldi.
Irak Baası ise Levant’ta daha sert, daha devrimci bir dil kullanıyordu. Irak’a bağlı Lübnan Baası, özellikle Beyrut’un bazı mahallelerinde ve üniversite yapılarında etkili olmuş, propaganda ve örgütlenme alanında önemli roller üstlenmişti. Irak çizgisinin bu sert tonunun nedeni Bağdat yönetiminin Baas’ı bir devrim ihracı aracı olarak görmesiydi. Bu nedenle Irak Baası, Levant’ta kendi milis yapılanmalarını, yeraltı iletişim ağlarını ve gençlik örgütlerini kurmaya çalıştı. Bağdat yönetiminin Filistin hattındaki tavrı Saddam döneminde kararlı ve sert bir yapıdaydı. Saddam Filistin’i Irak’ın uzak bir meselesi gibi değil, Arap dünyasının omurgasını belirleyen bir sorumluluk olarak gördü. Bağdat’ın Filistinli ailelere yaptığı düzenli yardımlar, örgütlere sağladığı askeri eğitim imkanları ve siyasi koruma bu dönemde daha sistemli hale geldi. Saddam bu konuda geri adım atmayan bir çizgi izledi. Filistin’i kendi liderlik anlayışının merkezine yerleştirdi. Arap başkentlerinde yükselen tereddütlü söylemler arasında Saddam’ın bu meseledeki keskin tutumu dikkat çekiyordu. Onun Filistin’i savunurken kullandığı dil yalnızca siyasi bir iddia değildi. Arap toplumunda karşılığını bulan bir sahiplenme duygusuydu. Bu yüzden Irak Baasının Filistin ve Levant sahasındaki varlığı, Saddam döneminde hem daha görünür hem daha etkili hale geldi. Kararlarının her biri bölgeyi değiştirmedi belki ama Filistin konusunda gösterdiği istikrar, Saddam’ı Arap kamuoyunda diğer liderlerden ayıran en belirgin yönlerden biri oldu
Lübnan bu iki Baas çizgisinin en görünür biçimde çarpıştığı sahaydı. Ülkenin mezhep temelli siyasal düzeni, ideolojik rekabetlerin kent dokusuna kolayca sızmasına izin veriyordu. Şii mahallelerinde Amal hareketi ve daha sonra Hizbullah yükselirken, Sünni bölgelerde Nasırcılar, Filistinli örgütler ve sol hareketler etkin oluyordu. Bu karmaşanın içinde Baas hiçbir zaman tek başına belirleyici olamadı ama önemli bir alt aktör olarak varlığını sürdürdü. Suriye yanlısı Baas, iç savaş sırasında Şam’ın müdahalelerine siyasi meşruiyet kazandırırken, Irak yanlısı Baas daha çok milis faaliyetleri ve ideolojik propaganda ile sahada tutunmaya çalıştı.
Lübnan’daki Baas örgütlerinin adı sıkça duyulan yapıları arasında Syrian Social Nationalist Party (SSNP) ile kesişen alanlar da vardır. Baas ile SSNP farklı ideolojilere sahip olsalar da sahadaki pratiklerde zaman zaman aynı mahallelerde var olmuş, bazı dönemlerde benzer milis hatlarından geçmişlerdi. Ayrıca Filistinli örgütlerin Lübnan sahasındaki varlığı Baas’ın hareket alanını daha da karmaşıklaştırdı. PFLP-GC (Ahmed Jibril hattı) Suriye’nin siyasal çizgisine yakın duran bir örgüt olarak, Baas’ın Filistin cephesindeki en önemli vekil aktörlerinden biri hâline geldi.
Ürdün’e gelindiğinde Baas’ın hikâyesi tamamen farklı bir kimliğe bürünür. Ürdün monarşisi Baas’ı rejim için potansiyel bir tehdit olarak gördü ve daha en erken dönemlerden itibaren Baas kadrolarını sert biçimde bastırdı. Buna rağmen Irak Baası özellikle 1970’lerden itibaren Ürdün’de belirgin bir gölge etkisine sahip oldu. Ürdün’deki Baas örgütlenmesinin önde gelen figürleri arasında genç subay kuşağından bazı isimler yer alıyordu. Bu kadroların bir bölümü üniversite hareketlerinde, bir bölümü ise yeraltı örgütlenmelerinin içinde faaliyet gösterdi.
Ürdün’ün siyasi kültürü Baas için elverişli değildi; çünkü Ürdün devleti kabile temelli bir toplumsal yapıya dayanıyordu ve Baas’ın merkeziyetçi devlet ideali bu yapıyla çatışıyordu. Buna ek olarak 1970 Kara Eylül Olayları, Ürdün devletinin Filistinli örgütlere karşı gösterdiği kararlılığı ve Baas’ın bu sahadaki etkisinin sınırlanmasını sağlayan en kritik kırılma oldu. Baas Ürdün’de hiçbir zaman güçlü bir siyasi parti hâline gelemedi; fakat Irak’ın Ürdün üzerindeki nüfuz arayışları sayesinde bazı dönemlerde siyasal ve ekonomik ilişkiler üzerinden etkisini artırdı. Buna rağmen Ürdün monarşisi Baas’ın her türlü kurumsallaşma girişimini bastırdı ve hareketi sürekli olarak kontrol altında tuttu.
Filistin ise Baas’ın Levant’taki en karmaşık ve en çok sınandığı alanı oluşturur. Filistin davası Arap milliyetçiliğinin ana omurgasıydı; fakat Filistinli örgütlerle Baas arasındaki ilişkiler hiçbir zaman sorunsuz olmadı. Baas’ın Filistin sahasına etkisi daha çok örgütler üzerinden gerçekleşti. Suriye Baası’nın desteklediği PFLP-GC, As-Sa’iqa gibi gruplar Şam’ın siyasal çizgisinin Filistin’deki vekil aktörleri hâline geldi. As-Sa’iqa özellikle 1970’lerden itibaren Suriye Baası’nın Filistin cephesindeki doğrudan kolu gibi çalışmış, Şam’ın politik önceliklerini örgüt yapısı içinde taşımıştı.
Irak Baası ise Filistin’de daha çok silah desteği ve ideolojik propaganda üzerinden etkin olmaya çalıştı. Bağdat yönetimi Filistin meselesini Arap dünyasında liderlik arayışının bir parçası olarak gördüğü için Filistinli militan örgütlerle yakın ilişkiler kurdu. Fakat Filistin sahasının çok parçalı yapısı Baas’ın burada tam anlamıyla egemen bir çizgi oluşturmasını hiçbir zaman mümkün kılmadı. Filistinli örgütler kendi iç önceliklerine sahipti ve Baas’ın Arap birliği fikri çoğu zaman bu önceliklerle uyumlu değildi. Bu nedenle Baas, Filistin’de belirleyici bir çatı hareketi değil, etkili ama sınırlı bir ideolojik akım olarak kaldı.
Levant’ta Baas düşüncesi hiçbir zaman tek bir kalıba sığmadı. Her ülkenin kendi gerilimi, kendi siyasal dokusu ve kendi toplumsal dengeleri Baas’ın burada sürekli biçim değiştirmesine yol açtı. Lübnan’da mezheplerin birbirine yaslanan düzeni, ideolojiyi iki ayrı damara ayırdı. Şam’a yakın duran fraksiyonlar siyasal hesaplarını Suriye’nin müdahaleleri üzerinden kurarken, Irak çizgisine bağlı olanlar daha sert ve daha devrimci bir hat izledi. Aynı şehirde iki farklı Baas komutası bulunması, bu coğrafyanın karmaşasının en görünür işaretlerinden biriydi.
Ürdün’de durum bambaşka bir çizgide ilerledi. Krallığın sıkı devlet düzeni, ideolojik hareketlerin önünü daha ortaya çıkmadan kesen bir mekanizmaydı. Baas burada kendine yer ararken sürekli devletin duvarlarına çarptı. Yeraltına çekilen örgütler, üniversite kulüpleri ve genç subay çevreleri Irak Baası’nın etkisini hissettirse de, Ürdün devleti hiçbir zaman bu hareketin görünür bir güç haline gelmesine izin vermedi. Bu tutum Baas’ın Ürdün’de daha çok bir gölge hareket gibi var olmasına yol açtı.
Filistin’de ise ideolojinin sınırları bambaşka bir gerçeklikle karşılaştı. Ulusal mücadelenin ağırlığı, Baas’ın Arap birliği vurgusunu çoğu zaman ikinci plana itti. Filistinli örgütlerin kendi hedefleri, Baas’ın siyasal öncelikleriyle her zaman örtüşmedi. Buna rağmen Şam’ın çizgisine yakın duran gruplar sahada belirgin bir rol üstlendi. PFLP-GC hattı ve Suriye destekli As-Sa'iqa bu dönemin en dikkat çeken yapılarıydı. Irak Baası ise Filistin cephesinde kendine başka bir yol açtı; finansman, silah desteği ve propaganda üzerinden ilerleyen bu politika Bağdat’ın bölgesel liderlik arayışının bir parçasıydı.
Levant’ın bütününe bakıldığında Baas, bu coğrafyada hep hareket halinde kaldı. Bir ülkede bastırıldı, diğerinde ikiye bölündü, başka bir yerde ulusal mücadelenin içine karıştı. Fakat ideolojinin izleri silinmedi. Baas düşüncesi Levant’ın siyasal mekanizmalarına, örgütlerine ve milis yapılarına farklı biçimlerde sızarak yaşamaya devam etti. Devletleşmiş hali Suriye ve Irak’ta kalıcı bir kimlik kazanırken, Levant’ın geri kalanında daha esnek, daha parçalı ve daha çok topluluklar üzerinden işleyen bir çizgiye dönüştü.
Bu coğrafyada Baas’ın dolaşımı, Arap dünyasında ideolojilerin kaderini belirleyen temel dinamikleri de ortaya çıkarır. Güçlü devlet yapılarının baskısı, mezhep dengeleri, ulusal mücadelelerin kendi iç ritmi ve bölgesel rekabetlerin gerilimi Baas’ın Levant’taki biçimini belirleyen ana unsurlar oldu. Bu yüzden Levant, Baas düşüncesinin geniş Arap coğrafyasında nasıl nefes aldığını, nerede bölündüğünü, nerede direndiğini ve nerede yeni kimliklere büründüğünü görmek için en açıklayıcı sahayı oluşturur. Baas burada bir doktrinden çok, her ülkenin kendi siyasi gerilimi içinde şekil değiştiren bir hareket olarak yaşadı.