Küba'ya Borcumuz
Küba'ya Borcumuz
Yazan: Özgür F. Yetimoğlu 18.04.2026
‘’ Gün ola, devran döne, umut yetişe,
Dağlarının, dağlarının ardında,
Değil öyle yoksulluklar, hasretler,
Bir tek başak tanesi bile dargın kalmayacaktır,
Bir tek zeytin dalı bile yalnız...
Sıkıysa yağmasın yağmur,
Sıkıysa uyanmasın dağ.
Bu yürek, ne güne vurur...’’
Vay Kurban - Ahmed Arif
Sosyalist Küba’ya yönelik Amerika Birleşik Devletleri tarafından yapılan ve bugün soykırım
boyutuna varmış olan ambargonun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1992’den bu
yana 33 kez kaldırılması talep edildi. Küba halkı ise yoksullaştırıcı ve tecrit edici ambargoya
karşı sosyalizmde ısrar etmeye devam ediyor bunun en büyük örneklerinden biri 24 Aralık
2024’te Küba halkının ABD Büyükelçiliği’ne yaptığı yürüyüş.(1) Geçen yazımda ‘üçüncü yol
rejimlerinin’ neden hayatta kalmadığına dair bir tez öne sürmüştüm. Bu tezi ‘emekçi sınıflara
dayanmama ve emekçi sınıfları yönetime dahil edecek mekanizmaları kur(a)mama’ olarak
ifade etmiştim. O ülkelerden farklı olarak Küba’nın dayanabileceği enerji kaynakları yok.
Peki Küba nasıl oldu da bu rejimler tasfiye edilirken hayatta kaldı? ABD’nin yanı başında bir
anti-tez olarak varlığını yoksulluğa rağmen sürdürüyor? Sebebini aşağıda açacağım ama
tezimin aynı olduğunu ifade etmeliyim. Küba emekçilerin cumhuriyeti olduğu için hayatta
kalıyor, dahası ileriye atılmak isteyen insanlığa da umut oluyor bu yüzden de Küba’ya çok şey
borçluyuz.
Küba’ya uygulanan ambargo ve maliyeti
Küba, 1959 yılına kadar Amerika destekli Batista diktatörlüğü altında sefalet ve baskı altında
yönetiliyordu. Fidel ve arkadaşlarının başlattığı cüretli hareket sayesinde ada 1959 yılına
devrimle girdi. Devrimci hükümet ABD şirketlerinin Küba’daki mülkleri kamulaştırıldı buna
karşın ABD, Küba’ya şeker alım kotasını düşürdü ve ihracat kısıtlamaları başlattı, 1961 yılında ise diplomatik ilişkiler kesildi. Soğuk Savaş döneminde ambargo; ticaret, finans, seyahat ve yatırım alanlarını kapsayacak şekilde genişletildi, füze krizi ile kalıcı hale geldi. 1982 yılında ise Küba, ABD tarafından ‘terörü destekleyen ülkeler’ listesine alındı. ‘Terörü destekleyen ülkeler’ listesinin sonuçları silah ve savunma ihracatı yasağı, ekonomik ve mali yaptırımlar, uluslararası finans erişiminde zorluk anlamına geliyordu. Küba 2015-2021 arası listeden çıkarılmış olsa da ambargo o dönem de devam etmişti. Trump yönetimi Küba’yı yeniden listeye almakla kalmadı, ambargoyu da gün geçtikçe derinleştirdi.
Jose Marti Küba Dostluk Derneği’nin 6 Aralık 2025’te yaptığı etkinlikteki verilere göre ambargonun 15 dakikalık maliyeti(yaklaşık144 bin dolar) ile ülkede özel eğitime devam eden engelli çocuk ve ergenlerin işitme cihazı ihtiyacı karşılanabilir. 30 dakikalık maliyet (yaklaşık 256.363 dolar) ülkede özel eğitime gereksinim duyan çocuk ve ergenlerin elektrikli ve elektriksiz tekerlekli sandalyeleri temin edilebilir.8 saatlik maliyeti (yaklaşık 4.5 milyon dolar) ile ülkedeki tüm kreşlerin oyuncak ve öğretim malzemeleri temin edilebilir. 21 saatlik maliyet( yaklaşık 12 milyon dolar) ülkedeki diyabet hastalarının bir yıllık insülin ihtiyacı karşılanabilir. 38 saatlik maliyet (yaklaşık 21 milyon 789 bin dolar) ülkedeki eğitim sisteminin bir yıllık materyal ihtiyacı karşılanabilir. 44 saatlik maliyet (yaklaşık 25 milyon 200 bin dolar) ülkedeki bütün eğitim merkezlerinin bilgisayar ihtiyacı karşılanabilir. Yaklaşık kırk milyon dolara tekabül eden 3 günlük maliyetle ülkedeki toplu taşımanın yıllık bakım masrafı karşılanabilirken yaklaşık 129 milyon dolara tekabül eden 9 günlük ambargo maliyetiyle ülkedeki sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu pamuk, gazlı bez, iğne gibi yıllık tıbbi sarf malzemeleri ve tüm tıbbi tanı materyallerinin emini için finansman sağlanabilir. 18 günlük maliyet( yaklaşık 250 milyon dolar) ile ülkenin elektrik enerjisinin yıllık bakımı gerçekleştirilebilir ki 2021 yılından beri artan elektrik kesintilerini bir nebze de olsa hafifletecek bu bakımın aslında ablukanın sadece 18 günlük maliyetine tekabül etmesi ablukanın ne kadar derin olduğunu gözler önüne seriyor. Ablukanın 25 günlük
maliyeti(yaklaşık 339 milyon dolar) ile ülkenin temel ihtiyaç listesinde bulunan tüm ilaçların bir yıllık finansmanı sağlanabilir. Sırasıyla 4 aylık ( yaklaşık 1,6 milyar dolar), 7 aylık (yaklaşık 2 milyar 852 milyon dolar) ve 9 aylık ( yaklaşık 3 milyar 893 milyon dolar) maliyetlerle yine ayrı sıralarla Küba halkının bir yıllık gıda sepetinin garanti altına alınması, ülkenin toplu ulaşımında ihtiyaç duyulan otobüsler satın alınması, ülkede ihtiyaç duyulan yeni konut stokunun inşaat malzemelerinin karşılanması hususları çözüme kavuşturulabilir.
Görüldüğü gibi Küba’nın haklı olarak soykırım olarak nitelediği abluka aslında Küba’yı felç
etmek, izole etmek ve halkı sosyalizme ısrar ettiği için ölüme itmek anlamına geliyor. Öyle ki
COVID-19 salgını döneminde aşı üreten(2) hatta başta İtalya olmak üzere birçok ülkeye doktor gönderen(3) Küba ambargo yüzünden aşıyı koyacak şırınga bulamıyordu hatta buna karşı şırınga toplama kampanyaları yapıldı.(4) Ölümcül bir salgın hastalığa karşı kendi kısıtlı imkanlarınızla aşı geliştiriyorsunuz ve ücretsiz uygulamak istiyorsunuz ama ambargo yüzünden aşıyı halkınıza uygulayamıyorsunuz… Bir tarafta sosyalizmin insan verdiği değer diğer tarafta kapitalizmin saçtığı ölüm ve buna rağmen halkıyla sosyalizmde ısrar ederek ayakta kalan Küba. Peki nasıl ?
COVID-19 sürecinde aşı üretimi için çalışan Kübalı doktorlar
Küba nasıl ayakta kalıyor ?
Yukarıda da görüldüğü gibi Küba kıt kaynaklara sahip olmasının yanında soykırım niteliğine
ulaşan kuşatıcı bir ambargo altında yoluna devam ediyor. Yoluna devam edebilmesini sebeplerinden biri uluslararası dayanışma. Küba’nın açıklarını bir nebze de olsa kapatan Küba halkına moral veren üç binin üzerinde dernek yüz altmış sekiz ülkeye yayılmış durumda. Dünya’nın dört bir yanından Küba dostları dayanışmayı büyütüyor. Tabi ki bu tek taraflı değil. Küba, Dünyanın dört bir yanına el uzatmaya çalışıyor. Salgında, depremde, her türlüfelakette alanında uzman insanlarla özellikle doktorlarıyla Küba felaketin yanı başında insanlığın elinden tutuyor. Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi’nde ideoloji departmanında görevli olan milletvekili Luis Morlote Rivasbunu şu şekilde ifade ediyor:‘ Fidel’in, Raúl’ün, şimdi Díaz-Canel’in, tüm Kübalı liderlerin savunduğu devrim kavrayışı, fazlalığı, arta kalanı paylaşmak değildir. Bizim çok eksiğimiz var, tüm dünya biliyor, abluka nedeniyle Küba halkının çok eksiği var. Buna rağmen dostlarımızın bize ihtiyaç duyduğu yerde yanlarında olmak bizim hep sahip çıktığımız bir değer.Bazen kendimize bile ilaç bulamıyoruz, ama bir dostumuz muhtaç olduğunda, bir felaket yaşandığında, burada olduğu gibi deprem olduğunda örneğin, Kübalı sağlıkçılar oradadır. Dayanışmak, arta kalanı vermek değil, elindekini en ihtiyaç duyanla paylaşmaktır. José Martí’den beridir Küba devriminin savunduğu bir ilke oldu bu.’ (5) Küba’nın insanlıkla dayanışması ayakta kalmasına katkı sağlıyor, Küba’ya güç veriyor. Esas dayanak noktası ise halk. Küba bütün diğer devletlerden farklı olarak tam anlamıyla halkın devleti. Bunun nasıl oluştuğunu anlamak için Küba’nın siyasi yapısına ve katılım mekanizmalarına bakmak gerekiyor.
Küba’da bugünkü sistemin temelleri 1976 yılında seçmenlerin yüzde 98’inin katıldığı ve
97,7’sinin evet oyu verdiği bir referandumla atıldı. 2002 yılında ABD destekli Varela Projesi
10 bin imza toplayarak sistemi yıpratmak isteyen bir anayasa değişikliği süreci talep etti. Küba’da imza toplanarak süreklasal değişiklik istenebiliyor. Buna karşın yürütülen kampanya ise seçmenlerin neredeyse tamamına tekabül eden 8 milyon imza ile anayasanın sosyalist niteliğinin “geri döndürülemez” ilan edilmesi talep edildi. Bu teklif Ulusal mecliste oybirliğiyle ile kabul edildi. 2019 değişikliği ise %84 katılım ve %87 evet oyuyla kabul edildi. 2019 Anayasası egemenliği halka doğrudan veriyor. Burada doğrudan vurgusu önemli. Bunun nasıl olduğunu seçim sistemi ve yasa yapma süreçlerini inceleyerek göstereceğim Küba’da yerel ve genel seçimler olmak üzere iki tür seçim vardır. Yerel seçimler iki buçuk yılda bir yapılan ilçe meclisi seçimlerini ifade ederken genel seçimler beş yılda bir yapılan il meclisi ve ulusal meclis seçimlerini ifade eder. İlçe belediye meclis seçimleri hemen hemen bütün mahallelerde örgütlü olan Devrimi Savunma Komiteleri (DSK) ismi verilen kitle örgütü tarafından yürütülür. Birkaç DSK yaklaşık 500 kişiyi bir seçim bölgesi haline getirecek şekilde birleşir. Genel seçimleri ise Devrimi Savunma Komiteleri, Küba Kadın Federasyonu, Küba Üniversite Öğrencileri Federasyonu, Küba Lise Öğrencileri Federasyonu ve Ulusal Küçük Çiftçiler Birliği ile beraber Küba Merkez İşçi Sendikası’nın başkanlık ettiği bir komisyon tarafından yürütülür. Seçim sürecine –tarihsel olarak birçok siyasal yapının birleşmesiyle oluşan- Küba Komünist Partisi dahil olmaz, seçimleri halk kitle örgütleri aracılığıyla yürütür. Seçimlerde aday olmak için para harcanmaz. Küba Halk İktidarı Ulusal Meclisi 470 vekilden oluşmaktadır. Meclisteki milletvekillerinin yaş ortalaması 46’dır, 40 yaş altı milletvekillerinin oranı yüzde 29,09’dur. Kadın vekillerinin oranı ise yüzde 57,4’tür. Ayrıca siyahi ve melezler meclisin yüzde 44,18’ini oluşturmaktadır.(6) Vekiller yaptıkları iş için maaş almazlar veya devlet vekillere özel araç tesis etmez çünkü Küba’da vekillik profesyonel bir iş değildir zaten meclis yılda iki kez toplanır bunun yasama süreciyle doğrudan ilgisi var birazdan göreceğiz. Ayrıca vekiller altı ayda bir seçmenlere hesap vermek zorundalar. Eğer yasama faaliyetini gerektiği şekilde yapamadıkları anlaşılırsa seçmenlerin bir kısmının imzası veya vekil şikayeti ile seçim beklenmeden geri çağırırlar. Geri çağırma hakkı sosyalist demokrasinin temel unsurlarından biri olarak Küba’da da yer edinmiş bir
uygulama.Yasa yapma sürecini Luis Morlote Rivasbunu’nun ağzından aktarmakla başlayayım: ‘Küba’da kanunlar Meclis önüne gelip, burada milletvekilleri tarafından tartışılmıyor. Hayır,
hayır. Gidip halkla tartışmanız gerekiyor. Halk toplantıları yapılıyor, görüşler alınıyor,
alınan görüşler internette yayımlanıyor. Bu çok geniş bir katılım süreci. Bazen bir kanun
taslağı bir kişinin görüşü nedeniyle, bazen iki yüz kişinin görüşü nedeniyle tadil ediliyor. Açık
konuşayım, bazen dünyada bizim için “demokrasi değil” diyorlar ya… Küba’daki yasama
organının halkın katılımıyla yürütülmesi süreci, benzeri olmayan bir olgu. Çünkü Küba’da
milletvekilleri, partiyi temsil etmiyor. Yerellikte seçiliyorlar, partiyi temsil etmiyorlar. Fidel
“Bizim milyonlarca partili bir meclisimiz var” derdi, çünkü herkes fikrini söylüyor(…)tüm
oturumlar canlı yayınlanıyor. Ön tartışmalar dahil. Çünkü bizde tartışmalar, dediğim gibi,
çok önden ve herkesin katılımıyla yapılıyor. Meclis sürekli açık değil, olağan olarak yılda iki
kez toplanıyor, son aşama orası. Bazen düşmanlarımız “Küba’da çok az tartışılıyor”
diyorlar, alakası yok. Bir kanun tasarısı meclisin önüne gelmeden önce aylar süren bir
tartışma süreci var. Ve itiraf edeyim, bazen çok da yorucu bir süreç bu. Çünkü, şakayla
karışık söylüyorum, sürekli yeniden yeniden düşünmek zorunda kalıyorsun, bazen ilk taslak
Meclis’e gelene kadar defalarca değişiyor.
Sonuçta, tabanın halk iktidarı deneyiminin kendisi… Sokakta, mahalledeki yurttaşın tüm
yönetici organlar karşısındaki hakları, sorunlarını dile getirme, çözüm önerme yetkisi…
Bunlar çok ilginç. Bunlar sosyalist bir toplumun olmazsa olmazları.’’ (7) Görüldüğü gibi hem seçim sürecinde hem de yasalaşma sürecinde aslında siyasetin bütününde yerellikle gerçek bağ kuran en alttan en üste söz söyleme mekanizmaları yaratan Küba gerçek anlamıyla bir halk demokrasisi. Bu noktada Batı’nın tekeline aldığı demokrasi üzerine biraz söz etmek gerekiyor. Temsili demokraside halk oy vererek kendi egemenliğini bir süre için temsil edecek vekil tayin eder, bugün gelinen noktada siyasal yaşam oy vermekle sınırlandırıldığından, aday olmak büyük maliyet istediğinden ve sermaye partileri geniş kaynaklara sahip olduğundan Batı tarafından kullanılan temsili demokrasi esasında sermaye diktatörlüğüdür. Tersinden proleterya diktatörlüğü olarak andığımız sosyalist demokrasi Küba örneğinde gördüğümüz üzere seçmenlerin devamlı katılımlarını içeren, temsilcilerin politik alanda ise daha sınırlı yer kapladığı, siyasetin her gün toplumun bütünü tarafından toplumun bütünü için yeniden üretildiği doğrudan demokrasi ise halk demokrasisi/gerçek demokrasi ismini gerçekten hak etmektedir. Yasa tartışmaları halkla beraber mahalle mahalle yapılıyor, halk yasanın en ince ayrıntısından haberdar ediliyor, yasa meclisin önüne gelene kadar çok kez değişime uğruyor. Zaten sosyalist devletlerde siyaset seçimle biten ve başlayan bir iş değildir, sosyalist toplumlar politik toplumlar. Sosyalist demokraside katılım bir hak değil sorumluluktur. Yurttaş yönetime tam anlamıyla ve sürekli katılım sağlar. Bunun Küba’da da sağlandığını görüyoruz. Küba devleti halkıyla büyük bağ kuran bir devletin de ötesinde bütün varlığı ile halkın devleti. Bu bakımdan devrim öncesi Batista rejiminin anti-tezi. Küba bu katılımcı mekanizmaları inşa ederek, şeffaf demokratik ve kısıtlılıklar içinde eşit bir yaşam yaratarak ABD’nin dibinde kapitalizme meydan okumaya devam edebiliyor. Kübalılar
yurtlarına sahip olmanın verdiği güvenle bencilliğe, sömürüye karşı dayanışmacı ve kolektif
bir mücadeleyi sürekli üretiyorlar. Bu Küba’nın en temel ve en büyük dayanağı, ayakta
kalmasının da en önemli sebebi. Halk protestolarında (örneğin 2011 protestoları) sosyalist yönetim ABD manipülasyonun da devrede olduğunu bilse de protesto bölgesine giderek halkı
dinledi sorunları çözüme kavuşturmaya çalıştı. Hayal ediniz Dünyada Trumpgiller bırakalım protestocuları, halkın içine korkmadan çıkabilir mi? Küba halkla inşa edilen ve halkın
doğrudan egemen olduğu bir ülke olduğu için bu mümkün olabiliyor. Ne devlet parasıyla
alınan arabalardan yapılan konvoylar ne uzun polis barikatları…Ayrıca Küba devriminin
kadroları 2024 yılının başında on beş etik değeri merkeze etik sözleşmeyi ilan ederek ayrıcalık, konformizm, yabancılaşma ve yolsuzluğun her türüne karşı halka ve devrime olan sadakatlerini bir kez daha ilan ettiler. Etik Sözleşme, Yurtseverlik, anti-emperyalizm, Küba Komünist Partisi'ne, Devrime, Ulusal Kahramanımız José Martí'nin düşünce ve fikirlerine ve Devrimin Başkumandanı Fidel Castro Ruz'a sadakat, dürüstlük, onur, disiplin, bencil olmamak, Hümanizm, dayanışma, profesyonellik, ortak çalışma, doğruluk, sorumluluk, şeffaflık, kanaatkarlık, ile başlıklandırılan on beş ilkeyi temel alıyor. Bu sözleşme ile eşitlik, kolektif kültür ve dayanışmacılık yine öne çıkartılıyor.
Tabi bu kültürün bir özelliği de çalışmanın yüceltimesi. Tabi ki kapitalizm veya faşizmden
temel bir farkla: Küba halkı severek çalışıyor çünkü kendisi için çalışıyor, başkasını zengin
etmek için değil. Ayrıca insanca koşullarda ve insanca sürelerde garanti var hayat altında
çalışma hayatı sürdüren Kübalılar Dünyanın geri kalanından bu şekilde ayrılıyor. Bu kültürün
bir örneği de Gönüllü Çalışma. Kökleri, Küba Devrimci Hareketine dayanan gönüllü çalışma
halkın belli sorunlar karşısında hızlıca örgütlenip işlerini beraber görmesi anlamına geliyor.
Mesela apartman önündeki sokakta oluşan bir sorun eğer yapılabilir durumdaysa apartmanın
sakinlerinin ortaklaşa belirlediği bir günde müzik, rom ve yemek eşliğinde belediyeye haber
verilmeksizin hallediliyor. Bu da ‘sosyalizm her şeyi devletten beklemektir’ iddiasına en
somut cevap olarak kendisi ve bütün toplum için çalışan insanların çalışma ile ne kadar
barışık olacağının örneği olmasının yanı sıra örgütlü işçi sınıfının erk sahibi olmasının ne
kadar meşru olduğunu gözler önüne seriyor.
Görüldüğü gibi Küba kıt kaynaklarına rağmen hem Dünya’nın birçok yerinde insanlığın
ortak dertlerine karşı dayanışma gösteriyor hem de Küba rejimi halkı tarafından korunuyor.
Bunun temel sebebi rejimin halka ait kılınacak şekilde inşa edilmesi. Mahalle mahalle hatta
apartman apartman örgütlenen Küba halkı zorluklara karşısına dayanışma ile çıkabiliyor.
Planlı, katılımcı, üreten bir toplumun neler yapabileceğini görüyoruz aslında.
Neler yapılabildiğini anlamak için Küba’yı kendisiyle aynı coğrafyada benzer şartlarda var
olan kapitalist devletlerle kıyas etmek de fikir edinmememiz açısından önemli. Küba’da
ortalama yaşam süresi, işsizlik oranı, okuma-yazma oranı, 2021 yılında, kamu sağlık
harcamaları gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) içindeki payı, toplam kamu harcamalarının
içinde sağlık harcamalarının payı ve sağlık alanındaki kişisel harcamaların toplam sağlık
harcamaları içindeki payını benzer nüfuslara sahip Latin Amerika ülkeleri olan Honduras,
Guatemala ve Bolivya ile kıyaslayan tabloyu aşağıya bırakıyorum.
Bu oranların bize gösterdikleri açık bu ülkelerin aksine ticaret yapmakta, kaynakta bulmakta
zorluk çeken Küba vatandaşına iş buluyor, vatandaşını okutuyor, vatandaşına kaliteli, ücretsiz ve yaygın sağlık hizmeti sunup yaşam süresini arttırıyor. Tabi ki bunlar ideal bir sosyalist toplum için yetmez ama kaynakları sınırlı, abluka ile eli kolu bağlı bir ada ülkesinde halkla birlikte yapılabilenler bize çok şey anlatıyor başta emekçi iktidarların neden daha güçlü olduğunu. Şairin debir düzyazında dediği gibi: ‘Halk ile birlikte olan ne yalnızdır, ne umutsuz.’
Küba’ya Borcumuz Nedir?
Küba yukarıda saydığımız veriler ışığında bize insanların dayanışarak, kolektif olarak kıt kaynaklar ve zorluklar içinde emperyalizme karşı Dünya halkları adına meydan okuyor. Küba, tarihin tekerleğini ileri çevirecek olanın işçi sınıfı olduğunun en büyük kanıtı olarak işçi sınıfının en büyük düşmanın yanı başında dimdik ayakta duruyor. Amerika Birleşik Devletleri ve ortakları sınır tanımadan yıllardır Dünyaya bombalar yağdırıyorlar, darbeler ve iç savaşlar tezgahlıyorlar. Sebebi ise açık : Bir avuç aylak kan emici daha fazla kar etsin bu düzen böyle devam etsin diye. İnsanları işinden eden, yoksullaştıran, reel ücretleri sonuna kadar baskılayan sendikalaşmayı yok edip esnek çalışma ile insanları köleleştiren, bütün kamusal hizmetleri piyasalar lehine tasfiye eden, savaş, açlık, israf ve göç yaratan, Dünya’nın sınırlı kaynaklarını hunharca talan edip ekolojik felaketler yaratan bu sistem insanlığa ölüm ve sıtma dışında bir şey vadetmiyor artık. Kendimizi sıkışmış, çaresiz, yenilmiş hissettiğimizde işte orada kıtaların, denizlerin ve okyanusun ötesinde küçük bir adada insanların örgütlü bir yaşamla neler yapabildiklerini hatırlayalım. Küba bugün iyi, güzel sayılacak ve yitirilmiş hangi değer varsa, barışı, eşitliği, demokrasiyi, kamusal eğitim ve sağlığı ve daha birçoklarını tek başına temsil ediyor. İnsanlık geleceğe umutlu bakacaksa en çok da yaratacağı gelecekten ipuçlarını içinde barındıran Küba sayesinde umutlu bakacak. Bu sebeple Küba’ya borçluyuz. Bin bir zorluk içinde sadece kendileri için değil hem bugün başı sıkışan herkesle dayanışarak hem de insanların hala gelecek için umut edebilsin diye sosyalizmde ısrar ederek bütün insanlık için direnen Kübalılara çok şey borçluyuz. İnsan umudu olmayan, geleceğini kurma hayalleri olmadan yaşayamaz. Çalınan geleceğimizi yeniden kazanacaksak geleceği kazanma yollarını arıyorsak Küba’nın payını asla es geçemeyiz. Küba emperyalizme ama veya fakat olmadan karşı çıkılmasının belki de olabilecek en zahmetli örneği. Bu sebeple borcumuzu da daha bugünden ödememiz gerekir. Belki yapacaklarımız adanın hayat koşullarını ileri taşımayacak ama Kübalıların tecrit edilmeye çalışıldığı Dünya’da yalnız olmadıklarını herkese gösterecek. Daha şimdiden başlamak lazım: Gidin tanıdıklarınıza eşinize dostunuza sorun ilaçsa ilaç paraysa para ne toplayabiliyorsak toplayalım. Yakında örülmeye başlanacak büyük bir yardım kampanyasıvar. Dünyanın dört bir yanından komünistler başladı bile. İnsanlık için direnen Küba yalnız kalmamalı, geleceğini geri almak isteyen insanlık borcunu en azından şimdilik elinden geldiği kadarıyla ödemeye başlamalı. Çünkü iki taraf var ve bir yol ayrımında doğru gidiyoruz. Ya barbarlık ya da sosyalizm.
(1) https://x.com/kubadostluk/status/1870417423758770427?s=20
(2) https://www.evrensel.net/haber/436060/kuba-uretimi-kovid-19-asisi-abdalanin-
yuzde-92-28-oraninda-etkili-oldugu-one-suruldu
(3) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-52294471
(4) https://www.plenglish.com/news/2021/05/27/solidarity-campaign-in-new-york-to-
send-syringes-to-cuba/?utm_source=chatgpt.com
(5) https://haber.sol.org.tr/haber/kubalilarla-yuvarlak-masa-1-isyan-edesimiz-geliyor-
395275
(6) https://haber.sol.org.tr/ortaklasa/kubada-secim-sistemi-emekcilerin-
cumhuriyetinde-secimler-406233
(7) https://haber.sol.org.tr/haber/kubalilarla-yuvarlak-masa-2-bizde-vekilin-maasi-
danismani-arabasi-yok-gururu-var-395291
(8) https://hia.paho.org/en/country-profiles