Ünlü İsimlere Yönelik Uyuşturucu Soruşturmalarının İç Yüzü
Ünlü İsimlere Yönelik Uyuşturucu Soruşturmalarının İç Yüzü
Yazan: Murat Öz 26.12.2025
Geride bıraktığımız üç ayda sanatçılardan, sosyal medya fenomenlerine, kulüp başkanlarından medya mensuplarına uzanan bir uyuşturucu soruşturması devam ettirilmektedir. Toplumca popülaritesi olan birçok sima gözaltına alınmış, bunlardan bazıları ise çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Yürütülen operasyonların yalnızca hukuki değil siyasi ve medya manipülasyonu olduğu yönündeki tartışmalara kesin ve sağlıklı bir cevap verilememesi mevcut karışıklığa bir yenisinin daha eklenmesiyle sonuçlanmaktadır. Dolayısıyla bu yazıda baştan sona bir kronolojik harita çizilip ortada dönüp dolaşan iddialara yorum katmadan yer verilecektir.
Kısa bir girizgahın ardından olayın öncelikle hukuki boyutunu incelemekle başlayalım, sırasıyla tüm iddialara değinilecektir.
Hukuki Çerçeve:
“Masumiyet karinesi” hukukun temel ilkelerden biridir. (AY. m.38/4“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”)
Karine demek bir olay ve olgunun aksi ispat olununcaya değin doğru kabul edilmesi ve hukuki sonuçlarını doğurması anlamına gelmektedir. Bundan hareketle kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadan birine suç isnat edilmesi somut olayın şartları göz önünde bulundurularak başlı başına bir suç teşkil edebilir. (İftira suçu TCK m.267, hakaret suçu TCK m.125, soruşturmanın gizliliğini ihlal suçu TCK m.285, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs TCK m.288)
Sayılan öteki suçlar bir kenara bırakılacak olursa asıl yoğunlaşılması gereken husus;
• Soruşturmanın gizliliğin alenen ihlal edilmesi
• Davalı tarafın haberleşme özgürlüğünü zedeleyen karalama kampanyalarının başlatılması
• Şahıs özelinde değer yargılarında bulunulmasıdır
Soruşturmada gizliliğin ihlal edilmesi Türk Ceza Kanunu’nun 285. Maddesinde altı fıkra halinde düzenlenmiştir. Anılan hükmün ikinci fıkrasında suçun oluşabilmesinin;
a) Soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğinin açıklanması suretiyle, suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkının veya haberleşmenin gizliliğinin ya da özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesine
b) Soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğine ilişkin olarak yapılan açıklamanın maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olmasına bağlı olduğu vurgulanmıştır.
Bu suçun sınırını, düşünceyi açıklama ve yayma hakkı ile basın özgürlüğü oluşturmaktadır. Son fıkrada “Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılması suç oluşturmaz.” denmektedir. Peki haber verme sınırı hangi durumlarda aşılır?
Yargıtay CGK (Ceza Genel Kurulu’nun) 24.01.2024 tarihli E.2019/582-K.2024/34 sayılı kararında haberleşme hakkının kapsamına ve koruma alanına değinilmiş hukuka aykırılık doğuran haller sayılmıştır. Öncelikle haberleşme, iki veya daha fazla kişi arasında üçüncü kişilerin bilmesi amaçlanmadan yapılan her türlü iletişim haberleşme olarak nitelendirilmiştir. Böylece telefon konuşmaları, yüz yüze yapılan ancak gizli nitelik taşıyan konuşmalar ve elektronik mesajlar haberleşmenin gizliliği koruması altındadır.
Haberleşme içeriklerinin ortaya çıkarılması ve ele geçirilmesi birbirinden ayrı birer suç olarak ele alınmıştır. Kanuna göre hukuka aykırı olan fiillerin, öngörülen hukuka uygunluk şartlarının oluşması sebebiyle suç oluşturmayacağı söylenecektir. Bunlar: Meşru amaç, orantılılık, kamu yararı, haber verme hakkının sınırları içinde kalmadır. Kararın büyük bölümünde haberleşme hakkının sınırlarından bahsedilmiş olup sınırlara bazı istisnalar getirilmiştir.
Kararda, geniş toplum kesimlerince tanınırlığa sahip olan kişilerin görevlerinden ötürü özel yaşantılarının afişe edilmesine ve sabit olunmayan iddialarda bulunulmasına katlanmalarını beklemenin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı kabul edilmiştir. Haber verme hakkının kullanılmasında bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması gerekmektedir. Ayrıca kararda “…kişiler arasındaki telefon konuşmalarına ilişkin kayıtların, savcılık veya mahkemeye verilmesi duruşmada açık bir şekilde dinlenilmesi ve okunması” suç oluşturmayacaktır. “Buna karşılık henüz soruşturma aşamasında iken, kişiler arasındaki konuşma içeriklerinin hukuka uygun kayda alınmış olsalar bile, örneğin televizyonda ve gazetede yayınlanması halinde, bu suç oluşacaktır.”
Sanıkların özel hayatına ilişkin elektronik olan olmayan iletişim dokümanlarının paylaşılmasının suç olduğu kadar değer yargılarında bulunulması da bir suç teşkil etmektedir.
TCK m.285 hükmünün son fıkrasında “Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” denilerek açıklanmıştır.
Dolayısıyla soruşturma evrelerine girmeden yaptığımız ön bilgilendirmelerin dikkate alınması ve buna istianen kanaat oluşturulması istirham edilmektedir.
Sanıklar:
Ela Rümeysa Cebeci (Sunucu) hakkındaki iddialar;
• Uyuşturucu kullanımı, uyuşturucu kullanımına yer ve imkan sağlanması, kadınlara uyuşturucu temin edilerek cinsel ilişki ortamı oluşturmak (cinsel saldırı suçunun nitelikli hali) ve maddi menfaat sağlamak
Mehmet Akif Ersoy (HT TV Genel Yayın Yönetmeni) hakkındaki iddialar;
• Uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasına yer ve imkân sağlanması
• Adli Tıp Kurumu’nda yapılan test sonucunun pozitif çıktığı yönünde haberler çıkması
• Cebeci’nin telefonunda uyuşturucu kullanılan bir ortamda Mehmet Akif Ersoy’un da bulunduğu fotoğraflar olduğunu iddia etti
Saadettin Saran (Fenerbahçe SK Başkanı) hakkındaki iddialar;
• Uyuşturucu madde kullanımı, uyuşturucu kullanımına yer ve imkan sağlanması
• Saran’ın saç örneğinden uyuşturucu tespit edildiği öne sürüldü ancak kan, tırnak ve idrar sonuçlarının negatif olduğu belirtildi. “Hayatımda uyuşturucu görmüşlüğüm yoktur” diyerek hakkındaki söylemleri yalanlayan Saran yeni bir test yapılacağını açıkladı.
• Cebeci ile Saran arasında geçtiği öne sürülen mesajlaşmaların servis edilmesiyle soruşturmaya dahil oluşu
Kronoloji:
Ekim 2025: Türkiye’de bir uyuşturucu soruşturması başladı ve bu kapsamda ilk olarak şarkıcılar, oyuncular ve sosyal medya fenomenleri gibi isimler uyuşturucu testi için Adli Tıp’a sevk edildi, bazıları serbest bırakıldı.
Aralık 2025: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, başka bir uyuşturucu soruşturması başlattı; bu kez odak medya mensupları ve ekran yüzlerine kaydı.
1. 6 Aralık 2025: Ela Rümeysa Cebeci, yanı sıra Hande Sarıoğlu ve Meltem Acet gibi spikerler uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Emniyet güçleri bu isimleri kan ve saç örnekleri için Adli Tıp Kurumu’na sevk etti; ardından serbest bırakıldılar.
2. 9-10 Aralık 2025: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı gazeteci ve Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy için tutuklama kararı çıkardı. Ersoy,uyuşturucuya dair suçlamalarla sorgulandı ve tutuklandı.
3. 11-15 Aralık 2025: Adli Tıp Kurumu test sonuçları açıklandı: Ersoy’un saç örneğinde kokain bulunduğu, Ela Rümeysa Cebeci’nin saç ve kan testlerinde kokain ve esrar bulunduğu rapor edildi. Bu gelişmeler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
4. 17 Aralık 2025: Savcılık, test sonuçları ve diğer iddialar ışığında Ela Rümeysa Cebeci’yi de tutuklama talebiyle hakimliğe sevk etti. Cebeci tutuklandı ve cezaevine gönderildi.
5. 19-20 Aralık 2025: Sadettin Saran, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na çağrılarak ifade verdi; saç ve kan örnekleri alındı. Mahkeme, Saran’ı adli kontrol şartı ve yurtdışı çıkış yasağıyla serbest bıraktı.
6. 22-24 Aralık 2025: Sonradan çıkan haberlere göre, belirlene test sonuçlarına göre Saran’ın saç örneğinde kokain pozitif çıktığı iddia edildi. Saran bu iddiaları reddetti ve sosyal medyada “itibar suikastı” olarak nitelendirdi.
Ela Rümeysa Cebeci 23 Aralık’ta ek ifade verdi.
7. 25 Aralık: Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı ve Çağlayan Adliyesi’ne sevk edildi.
Siyasi Çerçeve:
CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır
Ersoy olayını Meclis’e taşımış, sosyal medya üzerinden veya Meclis kürsüsünden “kokain çeken gazeteciler” ve “Bir kanala kayyum atıyorsunuz, o kanala atadığınız genel yayın yönetmeninin durumuna bakın, ondan sonra milli değerlerden bahsedin. O kanala atadığınız yazar çizerlere bakın, nereden nereye geldiniz.” şeklinde ifadeleri iktidar kanadı tartışmalarının merkezine oturmuştur.
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu
Süleyman Soylu, soruşturmayla doğrudan ilgili olmasa da gündeme dair doğrudan bir tepki verdi. Bir iddiaya göre soruşturmayla anılan tutuklu Mehmet Akif Ersoy’un eski bir gece araması sırasında eski İçişleri Bakanı Soylu’yu görüntülü aradığı öne sürülmüştü.
Soylu bu iddiayı reddetti, aramanın gerçek tarihini açıkladı ve iddiaların çarpıtıldığını savundu.
AK Parti eski Milletvekili Şamil Tayyar
Tayyar, soruşturmada tutuklanan Ela Rümeysa Cebeci’nin itirafçı olduğunu iddia etti ve bunun soruşturmayı genişletebileceğini belirtti.
Soruşturmanın kapsamı gün geçtikçe genişletilecek gibi duruyor. Ortalıkta büyük bir şaşkınlığın ve karışıklığın hakim olduğu rahat biçimde ifade edilebilir. Yeni gelişmeleri birlikte izleyip göreceğiz.
Okurun vicdani kanaatine tevdi olunmuştur…